Masada Bir Takım İzler Var

Ellerimi masaya koymuş olabilir miyim? Gerçekten bunu hatırlamayı o kadar istiyorum ki. Toz bulutundan doğan dünyada, masanın tozuna parmak izimin karışıp karışmadığı en çok merak ettiğim şey şu an. Tanrı’nın parmak izleri desek, karışmıştı elbette dünyamıza, ona pek şüphemiz yok. Bilgimiz de yok aslına bakarsanız, fakat kuşkumuz ondan daha fazla yok. Peki ya benim parmak izlerim? Bir aydır silmediğim şu masaya ne zaman değmişti en son?

Eğer benim parmak izlerim değilse bunlar kimindi? Benden başka oturan mı olmuştu bu masaya? Bir polisiye roman yazacak olsam, buradan başlamam herhalde. Bilmiyorum, bildiğim tek şey benim parmaklarım bu uzunlukta değil. Bu parmaklar bir kadına ait dostum, zira çok inceler ayrıca masaya paralel değmişler. Ben bu masaya oturduğumda genelde yorgun yahut sinirli olduğum için parmaklarımı, piyanonun tuşlarına basar gibi koyarım. Sert ve dik. Doğurganlığın simgesi Kibele’ye selam çakacak sertlikte. Elbette kan da dolu. Beynimden akıp, vücudumun en uç noktalarına dolaşan kan. Parmaklarımda, masada.

Fakat bu izler konumuzdan çok uzak. Varlık ile yokluk arasında kaybolan bir arp sesi gibi şarkı söylüyorlar, yerini değiştirdikleri tozlar mı iz olmuş, izler mi toz olmuş anlaşılmıyor. Hatırlamam lazım, ismi vardır, ismi yok ise cismi vardır, bir yerlerde, bir seste, bir kokuda vardır ya hu, kimdir bu izlerin sahibi? Ben değilim dostum, bu masaya bir kadının parmakları değmiş, yemin edebilirim. Sert değil, var ile yok arasında, masaya paralel, ama değmiş, izler var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir