Kategori arşivi: Din-Felsefe

Krishnamurti’ya Gurdjieff Sorusu ve Düşündürdükleri

Felsefeye ilgimin arttığı günlerde tanıdım bu iki ismi; Gurdjieff ve Krishnamartu.

Gurdjieff, Kars doğumlu birisi ve Dördüncü Yol öğretisinin kurucusu. Sanıyorum Dücane Cündioğlu’nun “Meetings With Remarkable Men” film önerisiyile tanımıştım. Filmi kesinlikle öneriyorum, can alıcı mesajlarıyla, insanın anlam arayışında yalnız olmadığını,bunun yüzyıllardır (binlerce yıldır mi demeliydim?) devam eden bir serüven olduğunu kurgulu bir anlatımla gerçekleştiriyor. Filmde herhangi bir dini eleştiri ya da dini yönlendirme bulunmuyor. Aksine bize çok yakın gelebilecek Müslümanlıkla ilgili sahneleri mevcut. Orta Asya dervişlerinden, Mevlevi ayinlerine kadar kültürümüze yapılan farklı dokunuşlar bulunmakta. Gurdjieff kendi hayatını filme aktarmış.

Gurdjieff bir çok bestesi var. Bunlardan biri de Seyyidler ve Dervişler’in Müziği isimli parçası

Krishnamurti ise Hindistan doğumlu bir düşünür. Amerika’da dini araştırmalar yapan bir dernek tarafından henüz 13 yaşındayken keşfedilip ABD’ye çağrılıyor. ABD’ye gittikten sonra ciddi bir şekilde otorite kabul edilmesine rağmen o, kendi çevresinde kurulacak dini bir hareketin merkezi ve hatta işin daha da ileriye taşınıp mesih ilan edilmesine karşı çıkıyor. Krishnamurti’nin konuşmaları insanı etkilese de, insanı “pasifizme / toplumdan kopuşa”, toplumsal ve kültürel değerlerden soğutmaya ittiğini düşünüyorum. Ona göre bir gruba aidiyet, bir kişiye, peygambere bağlılık bizim hakikate ulaşmamızı engelliyor. O yüzden hiçbir şeye bağlı olmadan, anlam arayışında olmalıyız. Bunun için dinimizden olduğu gibi, milliyetimizden de kopmamız gerekiyor. Gel gelelim, insanın milliyetinden kopuşu, diğer milliyetteki insanların kopmaması halinde, milliyetsizleri felaketten başka nereye sürükleyecektir? Bunun cevabını henüz konuşmalarında bulamadım. Ama zaten kendisi, bir dönüşümden, dünyayı dönüştürmekten bahsediyor. Mevcut dünyada bu söylediğiniz uygulanamaz dememiz, onun için haklı bir eleştiri olmayacaktır sanıyorum.

Yazının başlığında bahsettiğim konuya gelecek olursak, Krishnamurti ölümüne kadar insanların sorularına cevaplar verdiği konuşmalar yapmış. Bu sorulardan bir tanesi de aşağı yukarı mealde şunu soruyor: “Sizin söylediklerinizi anlamamda, Gurdjieff’in öğretilerinin anlatıldığı bir grupta olmam yararlı oluyor bunu diğer insanlara da önererek onlara yardımcı olmalı mıyım? Bu durum beni parçalanmaya götürür mü?” Kısacası sizin öğretilerin yanında Gurdjieff almak iyi olur mu? diyor. Tuzak bir soru da olabilir ama iyi niyetli sorulduğunu varsayarsak, çok da mantıksız değil zira Krishnamurti ve Gurdjieff de benzer sorulara cevaplar arıyor. Anlam arayışındaki bir insanın da kurduğu farklı anlamlandırma tecrübeleri ile bu iki ismi kafasında eşleştirmesi, beraber götürmesi bir yere kadar kabul edilebilir.

-Belki benim de bir süre böyle yapmış olmam bunu normal karşılamamı sağlamış olabilir.- 

Krishnamurti yanıtında “Evet, yapabilirsiniz.” demiyor, yine bir gruba ait olup, bir kişiye bağlanmaktan giriyor, başkalarına yardımcı olmaktan çıkıyor. Kısacası eleştirel yaklaşarak kibarca “Hayır” diyor.